Başbuğ Alparslan Türkeş 100 Yaşında

Alparslan Türkeş, Türk Federasyon Tarafından Doğumun 100. Yılında Anıldı.

Ömrünü Türk Milletinin refahı için mücadeleyle geçiren, hayatını mukaddes davasına adamış, ruhunu Türk-İslam ülküsünün başarısına vakfetmişti, ufuk ötesini gören çalışmalarının başında Avrupa’da Türk Federasyonlar, Türkiye’de Ülkü Ocakları gibi kurduğu teşkilatlarla çağlar ötesine hizmet eden merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş.

Bizlere emanet ettiği dokuz Işığın aydınlığıyla Avrupa Türklüğü olarak geleceğimizi biçimlendiren güçlü fikirleriyle ebediyete kadar var olacak olan Türk Federasyon, Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş'i doğumunun 100. yılında anmak, anlamak ve fikirlerini gelecek nesillere daha doğru ve kalıcı bir biçimde aktarmak maksadıyla; Başbuğ Alparslan Türkeş 100 yaşındaanısına etkinlik düzenledi. Etkinlik Kuran-ı Kerim tilaveti ve ardından okunan İstiklal Marşımızla başladı.

Almanya’nın Frankfurt kentinde Türk Federasyonumuzun yeni hizmet binası salonunda gerçekleşen etkinlikte Merhum Başbuğumuzun hayatından kesitler sunan Video gösterisi sonrası Almanya Türk Federasyon Genel Başkanı Sayın Şentürk Doğruyol kürsüden ülküdaşlarımıza hitap etti.
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

Alparslan Türkeş’in Hayatı Mücadeleyle Geçti

Almanya Türk Federasyon Genel Başkan Şentürk Doğruyol, konuşmasına Alparslan Türkeş’i anarak başladı ve özetle şunları söyledi:

“Başbuğ Alparslan Türkeş iadeallerinin temsilcisi Türk Federasyon’umuzun değerli mensupları, değerli bölge Başkanlarımız, Genel İdare Kurulu üyelerimiz, teşkilat başkan ve yöneticilerimiz,

Saygıdeğer hanımefendiler, bozkurtlar, asenalar

ve basınımızın değerli temsilcileri

Büyük devlet adamı, büyük siyasetçi, Türk dünyasının tereddütsüz ortak kanaati ve kabulüyle Başbuğ'umuz, merhum Alparslan Türkeş Bey'in dünya ya gelişlerinin yüzüncü sene-i devriyesini kutluyor olmak, böyle güzide bir günde birarada bulunmak bahtiyarlığıyla, hepinizi ayrı ayrı, canı gönülden selamlıyorum. Etkinliğimize hoş geldiniz, şerefler verdiniz.

Dilerdik, arzu ederdik ki, genlerimize nüfuz etmiş olan, ebedileşmiş ilkeleri ve ülküsü gibi kendisi de aramızda, yanımızda olaydı… Buruk, ancak bir o kadarda mutluluk vesilesi bu günü, Başbuğ'umuzun ve Milliyetçi Ülkücü Hareket'in ve Türk Federasyonlarımızın doğum günü olarak kutluyoruz demekte beis görmüyor, bilakis O'na vefanın bir ifade şekli olduğunu düşünüyorum.

Öyle ki, yüzyıl evvel 25 Kasım 1917'de yalnızca bir bebek dünyaya gelmedi. Pranga ve kelepçelere mahkum edilmek istenen, cihana nizam muammasının formülü, bir kültür birleşkesi olarak, binyıllardır Anadolu'da toplanıp, yoğrulup, yıkılmaz, bozulmaz ortak değerlere dönüşen Türk Milliyetçiliği Hareketinin ışığını yakandı dünya ya gelen.

Öyle ki; ferdi ihtirasların, lokal ve genel ölçekteki tahribini top yekun bertaraf etmeyi ve günden güne küreselleşen, global bir yerleşkeye evrilen bu dünyayı, Türk kültürünün ve İslam öğretisinin nizama kavuşturacağı, fikrin Siyasal düzlemde vücut bulmuş hali olan Milliyetçi Hareket Partisinin kurucusu ve ebedi Genel Başkanıydı dünya ya geldi.

Öyle ki; dün ile bugünü birleştiren, bugünün değerlerini omuzlamış, Hoca Ahmet Yesevi mayasıyla nasiplenmiş, ben merkezcilikten uzak, tüm insanlık aleminin ihtiyaç ve ortak menfaatine dönük teknolojik, tarımsal, jeolojik ve sayılır her sektörde üretim lideri, üretim lokomotifi olabilir ataklığıyla, iftiharı tescilli, genlerinden, kanlarından gelen, kaybedeceğini bile bile mazlumun, mağdurun, ezilenin yanında durmayı tercih edecek güçlü ve bir o kadarda naif ruhlu gençlerimizden müteşekkil, dünyanın bilinen resmi en büyük gençlik hareketi olan Ülkü Ocaklarının tasarım mühendisiydi dünya ya gelen.

Öyle ki; Ruhunda milliyetçilik ateşi yanan biri olarak, vatanından, milletinden ayrılığın ne büyük ızdırap verdiğini sürgün günlerinde şahsen yaşayıp, bu empati ile vatan özlemi, gurbet acısı çeken bizlere bir çatı, bir nebze de olsa vatan kubbesi altında bulunma özgüveni yaşatan Türk Federasyonu imar eden mimardı dünya ya gelen.

Hangi karar, hangi tercih, hangi icraat ve hangi eserini ele alacak olursak olalım, gösterdiğimizi iddia ettiğimiz vefa kifayetsiz kalacaktır.

Başbuğ'um! Bu endişeyle, her vesile de anmaya, yâd etmeye çalıştığımız ülkücü SENSİN...

Binlerce yıllık geçmişten beslenip dev çınara dönüşen Osmanlı'nın yetiştirdiği iradenin, idrakin, ferasetin, liyakatin sembolü Mustafa Kemal'ler millet ve devlet bekası için cephe cephe harbederken, 25 Kasım 1917 tarihinde Türklük aleminin gür ve hür sesi olmak, hürriyetleri uğruna Ülkü Sancağını dalgalandırmak, Başbuğ olmak için SEN doğdun.

Kimilerinin dilinde Mağrur Alparslan bey, kimilerinin dilinde Kudretli Albay, kimilerinin dilinde Sayın Genel Başkan, kimilerinin dilinde Türkeş Bey, fakat biz yani "ülkücüyüm" demeyi en mühim şan sayan evlatlarının yüreklerinin en derininde Başbuğ oldun.

Kimi gün gözlerimizin içine bakarak ruhunu ruhumuza zerk ettin. Kimi gün "Her biriniz birer bayraksınız" deyip değerlerin zirvesini lütfettin.

Şimdi ruhumuzda taşıdığımız sensin!

Şimdi her Ülkü kalesinin burcunda dalgalanan sensin!

Tarihin her döneminde var olan entrikaları bizler adına sezip, bizlerin bekası, nam-ı hesabına stratejilerini belirleyip, birliğimizi, beraberliğimizi tesis için ömrünü vakfedensin, ki şimdi bizlerde birer SEN olmakla gururluyuz.

Bir doğum günü kutlamasının biyolojik başlangıca yahut bitişe sığdırılamaz olduğunu senin sayende öğrendik.

Bir doğum günü kutlamasının, bir fikrin, bir ülkünün doğuşunu kutlamak olduğunu senin sayende öğrendik.

Ne zaman ki ölür fikri, insan ölür!

Hal bu ki, kürsüden yükselen sesin fikri sensin.

Hal bu ki, bu salonda, senin fikirlerinin yankılandığını duyup, geleceğe daha güçlü bakabilme heyecanıyla çarpan her kalp sensin.

Türk İslam mefkuresinin, Turan idealinin, Kızılelma gayesinin sürgün edilemeyeceğini,tabutluklara, kodeslere sığdırılamayacağını anlayan dar bakışlı, kıt akıllı fesat odaklar yine gördüler ki, fikrin zikre dönüşmesinin, fikrin ebedileşmesinin önüne geçilmesi mümkün olmuyor.

Gördüler ve anladılar ki, fikrin hürriyeti için bedenen var olmak gerekmiyor.

Değerli Ülküdaşlarım, kıymetli misafirlerimiz,

Birinci cihan harbinin Yüce Türk Milleti üzerinde oluşturduğu karabulut henüz dağılmadan, ikinci cihan harbinin başlaması ve bu melun sürecin akabinde kendini yenileme gayretindeki Avrupa'nın muhtelif bölgelerine, ülkelerine rızkın temini niyetiyle, bilinmezlikte yok olmayı göze alarak yola çıkan, vardığı yerlerde asla hak etmediği ve asla hazmedemeyeceği muamelelere maruz kalan Anadolu insanının 70'li yıllarda TBMM'de bizatihi sözcülüğünü üstlenen biliyoruz ki, yine Başbuğumuz Alparslan Türkeş'tir.

Farklı kıtalara göç eden, belki de bulunduğu bölgeyi bir Türk Yurdu haline getirebileceğini bilmeden yaşayanlar için, yolunu kaybetmişlere kandil olabilecek kıvama getirmeye dönük, fikir babalığını yaptığın her iş,  vatandan binlerce kilometre uzaktaki bizlerin her zaman moral ve motivasyonunun omurgası haline gelmiştir.

Bir göç dalgasından, yerleşik yaşam planları oluşacağını, bu yerleşik yaşamlarla birlikte kültürün taşınacağını öngören, bu kültürün canlı kalması, gelecek nesillere nakledilmesi maksadıyla kuruluşunda fikir babalığı, kuruluşunda birlikteliğin oluşumu için fiili varliğin büyük övüncümüzdür.

Gerek Almanya gerek Avrupa coğrafyasında kendisini kimsesiz, sahipsiz gibi hisseden gurbetçilerimizin tek ses olması, bir yumruk gibi birleşmesi ve hüzünde ve kederde ve mutlulukta, hasılı iyi ve kötü her dönemde birlikteliğinin temellerini atarak, kuruluşumuzun mimarı olan SENİ doğum gününde anıyor olmak ne büyük gurur.

Avrupa'ya geldiğimizde her birimiz birer yabancıydık, her birimiz en kötü işleri yapıp en düşük ücrete layık görülen birer modern köleydik! Bizleri ayrılık ve gayrılıkdan kurtaracak ilk adımı atıp, bugün yüzbinlerle ifade edilebilir güce kavuşturan SENİ doğum gününde yâd ediyor olmak ne aziz bir duygu.

Bizler Gurbetçiydik! Umutsuzduk, umut oldun.

Bizler Gurbetçiydik! korku doluyduk, korkularımızı yendin.

Bizler Gurbetçiydik! Pare pare idik, SEN bizi tek vücut yaptın.

Bizler Gurbetçiydik! Bilmiyorduk "biz kimiz?", KİMliğimizi öğrettin.

Bizler Gurbetçiydik! Bulanıktı şuurumuz, şuurumuzu durulttun.

Bizler Gurbetçiydik! "dönelim memlekete" diye düşünürken, doyduğunuz yer sizin öz vatanınızdır deyip, direncimizi arttırdın.

Artık gurbetçi değiliz ve bunun mimarı sensin.

Artık bu Coğrafyayı vatan yaptık ve bunun mimarı sensin.

Artık Avrupalı Türkler'iz ve bunun temelini atan sensin.

Sen ki gür sesin, heybetin ve kudretinle "Evlatlarım" dediğinde yüreğimizi titretendin.  Şimdi bil ki öz be öz evladın olmak ve SENİ doğum gününde, SENİ 100. doğum gününde, hususen ideallerinin bayrak taşıyıcılığını yapıyor olmak şerefine mazhar iken yad etmek ne büyük ve anlatılması zor bir duygu.

Başbuğ'um!

Ne zaman ki umutsuz gördün, umut verdin.

Ne zaman ki yılgın gördün, enerji verdin.

Ne zaman ki yönümüzü kaybedecek olduk, rota tayin ettin.

Ne zaman ki çözülür olduk, yeniden kenetledin.

Ne bildik ve öğrendikse, sendendir!

Ne düşündük ve söyledikse, sendendir!

Her sualimize en net cevabın sende olduğunu bildiğimiz bilgi ve irfan kaynağımızdın.

Başbuğ'um! Şuan seni milyonlarca insan hayır ve minnetle yâd ediyor.

Başbuğum! Şuan seni milyonlarca insan şükran ve hasretle yâd ediyor.

Başbuğ'um! Bil ki fikirlerin ve kurumların dimdik ayakta.

Başbuğ'um! Bil ki tüm Türk coğrafyası senin açtığın çığırdan yürümeye devam ediyor.

Başbuğ'um! Bil ki diktiğin her fidan birer çınar oldu.

Başbuğ'um! Bilki Ülkücülük tüm Türklük âleminin şeref madalyası oldu.

Başbuğ'um! Bil ki ülken, bil ki Türkiye'n seni bugün daha iyi anlıyor.

Başbuğ'um! İdeallerini gerçekleştirmek, bıraktığın emanetleri son damla kana kadar muhafaza etmek için Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli beyin emrinde Türk Federasyon çatısı altında Türk İslam sancağını en yücelerde dalgalandırmak, seni yeni nesillerin gönüllerinde yaşatmak bizler için şereftir, gururdur, övünçtür, iftihardır ve de mukaddes bildiğimiz yeminimizdir.

İsmin var olsun!

Ruhun şad olsun.

Bu alemde makamın gönüller, bulunduğun alemde cennet olsun!

Değerli Ülküdaşlarım,

Sözlerime son verirken, 24 Kasım Öğretmenler günü dolayısıyla, başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Ülkücülerin öğretmeni Başbuğ Alparslan Türkeş ve şehadete eren tüm öğretmenlerimize cenabı Allah'tan rahmet diliyorum.

Yüce Türk Milleti'nin aydınlık geleceğini tesis edecek olan Türk Gençliğini yetiştiren tüm öğretmenlerimizin, öğretmenler gününü kutluyorum.

Etkinliğimize iştirakinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor saygılarımla selamlıyorum.

Yaşasın Türkeş idealleri

Yaşasın Ülkücü Hareket

Yaşasın Avrupa Türklüğü

Yaşasın Türk Federasyon

Varolsun Türk Milleti

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE”

ATF Genel Başkanı Sayın Şentürk Doğruyol, Merhum Başbuğumuzun mücadele dolu geçen ömrü ve fikirlerini içeren konuşması sonunda Ne Mutlu Türküm Diyene diyerek sonlandırdı. Genel Başkanımızın duygu dolu konuşması sonrası sonrası Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in Türk Federasyonumuzun 19. Büyük Kurultayında yapmış olduğu konuşma video olarak misafirlere sunuldu.

Sunuculuğunu Oğuzhan Alibaş yaptığı etkinlikte, Türk Federasyon kültür sanat ekibinin sevilen sanatçıları Ozan Fedai, Ozan Alparslan Yılmaz, Cafer Altun, Emin Demir’lerin beraberce seslendirdikleri bir birinden güzel Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in sevdiği marş, türkü ve şarkılar misafirlerin beğenisine sunuldu.

Doğumunun 100. Yılı etkinliğinde imzaya açılan anı defterine ülküdaşlarımız Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e olan sevgisini ve duygularını dile getiren, birbirinden ilginç ve duygusal yazılarını paylaştı.

Anı defterinde bir Almanca yazılan yazı da en çok dikkati çeken yazılar arasında yer aldı. İşte anı defterinde yazılan o duygulu yazılardan bazıları:

“Başbuğum biz 200 yaş günü görmeyiz ama kıyamete kadar fikirlerini yaşatacak ülkücü Türk gençliği var”

“Mekanın cennet olsun emanetin emin ellerde Başbuğum”

“Doğumunun 100.yılında Başbuğ Alparslan Türkeş'i rahmet, hürmet ve özlemle anıyorum. Mekanı cennet olsun”

“Başbuğum bunları göremeyeceğini biliyorum ama yine de yazıyorum. Seni o kadar çok seviyorum ki anlatamam… Senin sayende Avrupa Türklüğü dim dik kendi kimliği ile ayakta. Başbuğum, Seni çok seviyoruz” gibi duyguların sel olup kelimelere döküldüğü defter ilgi görenlerin başındaydı.

Akabinde Merhum Başbuğumuzun hayatından kesitler sunan resim sergisi Genel Başkanımız Sayın Şentürk Doğruyol eşliğinde büyük ilgiyle gezildi.

Resimler önünde hatıra fotoğraflarının çekildiği etkinlik gecenin ilerleyen saatlerinde sona erdi.


Yorumlar()
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket

MHP'NİN HÜKÜMETE YAKLAŞIMINI NASIL BULUYORSUNUZ?

OLUMLU!
OLUMSUZ!
KARARSIZIM!
LİDER NE DERSE ODUR!
Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber